Hozarak.net || Hozaraklıların Buluşma Noktası
AH ŞU ZAMAN
Acı yanlarıyla tatlı yanlarıyla ömrümüzden bir yılı daha geride bıraktık. Bu satırlar kaleme alınırken bile, yeni yıldan bir ay geride kalmak üzere. Zaman, su misali önüne gelen her şeyi alıp götürüyor, değirmen misali her şeyi öğütüyor. Şimdi de içerisinde bulunduğumuz yeni bir yılı öğütmekle meşgul.
Öyle ya, zaman neleri öğütmedi ki, önüne katıp neleri sürüklemedi ki; nice insanları, nice kavimleri, nice devletleri öğüttü, yerle bir etti. Şimdi de sıra kim bilir kimlerde ve nelerde. Hiç kimse, yeni bir yılı daha arkada bırakıp bırakamayacağından emin değil. Rahmetli Aşık Veysel’in deyimiyle; gidiyoruz gündüz gece. Ne halde olduğumuzu, ne zaman öleceğimizi bilmeden gidiyoruz. Belki de biz gitmiyoruz, zaman bizi önüne katmış götürüyor.
Zaman tarifi zor, göreceli bir kavram; kimilerine göre su gibi akıp gidiyor, kimilerine göre ise hiç geçmiyor. Değerini bilen, hayatı dolu yaşayan, boş vakti olmayan biri için, çok kısa. Fakat hayatı anlamsız bulan, çalışmayan, gereksiz şeylerle meşgul olan kişi için, bitmek tükenmek bilmeyen bir kaynak gibi görünür zaman. Hatta bu sebepledir ki; kendilerine ne yapıyorsun diye sorulduğunda; “hiç, zaman öldürüyorum” diye cevap verirler.
HAFTA SONUNU SARITAŞ VE ARNASTALDA GEÇİRDİK
Sevgili dostlar ,hafta sonunu sarıtaş karakaban ve sarıtaşta geçirdik.Yaylalarda fazla kar yok,sürekli esen rüzgar karı bir oraya bir buraya taşıyor.Dereler donmuş su ihtiyacımızı dereden bile karşılamakta zorlandık.Yaylada ilk defa kuzgun gördüm sarıtaş ve arnastal yaylaları 2 adet kargaya 1 tilki vede bir tavşana emanet.Göründüğü kadar ewlerde rüzgardan dolayı zarar yok.Her şey normal.İnsan olmayınca zararda olmuyo malum.Sizlere yaylaların selamını getirmişem.İşleriniz kolay gelsin.
https://picasaweb.google.com/105686581373101187534/01012012SarTasFotolar#
HACI ÖMER YILMAZ
HACI ÖMER YILMAZ
Kıratlı Köyümüzün sitesinde gezerken rahmetli Hacı Ömer’in resimlerine rastladım. Dilimin ucuna getirip de bir türlü söyleme ortamı bulamadığım duygular depreşti birden. O resimleri görüp de iki çift laf etmeden geçmek olmazdı. Önce o resimleri temin edip, siteye yerleştirerek paylaşıma açanlara teşekkür ederim.
Gülümsemenin en güzel tarifidir rahmetli Hacı Ömer. En kızgın anında bile ince bir çizgide belli olurdu tebessümü, gülücük hiç eksik olmazdı yüzünden. İçinin temizliği diline ve yüzüne vururdu. Sohbeti ve şakacı kişiliğinin yanında ciddi esnaflığı da apayrı bir özelliğiydi Hacı Ömer’in. Veresiye verirken bile gülücüğü eksik etmezdi yüzünden. Bir yıl sonraki fındık ayında tahsil edeceğini bile bile sermayesini kıskanmaz, müşterisiyle paylaşmasını becerirdi.
Ahhhh ahh! Nerede bu örnek insanlar…
Neden özlettirirler kendilerini?
Bilmezler mi ki yerleri de boş kaldı, gülücükleri de kendileriyle beraber terk etti bizleri…
Sonraki nesiller başka uğraşlara düştü, teknolojiye gömüldüler. Gülücük saçanlar azalınca unutuldu içten gülümsemeler. Artık yeni nesiller resim çektirmek için 333 diyorlar. İçten gelmediği için “yapay gülümseme” ithal ediyorlar. İşte giden güzelliklerin yeri asla dolmadığı için daha da çok özleniyor Hacı Ömer gibi rahmetli büyüklerimiz.
Yıllarca esnaflık yaptı taş boğazında bir sürede Çepnilide. Yahu insanın bir gün olsun morali bozuk olmaz mı? Bin türlü sıkıntıların arasında derdini, kederini belli etmez, hep güleç yüzünü gösterirdi insanlara.
Çünkü o Hacı Ömer’di...
O dönemleri hatırlayanlar bilir; Rahmetli Feket İbrahim dayım, Kelik Şakir ağam, Hüsnü dayım ve Pala Mehmet amcam ile Hacı Ömer’in bir arada sohbet ettikleri ortamlarda gülmekten kırılırdık. Birbirleriyle yaptıkları şakaları, birbirlerini kızdırmaları ve hemen ardından “la ğisim gel bakayım” diyerek gönül almasını bilen ender insanlardı o rahmetliler. Keşap Şayin ağam arasıra gaval ile Haci Ömer‘in dükkanında yanuk yanuk gaval çalarken, efkarlanıp “la ğisim ver havu tabakayıda bi zigar sarayım” diyen ve gençliklerine iç geçiren sesleri hala kulaklarımda. Peşgonun etrafını saran müşteriler, gülmek için hep rahmetlilerin şakalaşmalarına ve söz düellolarını hazır beklerlerdi. Ama sonunda herkes memnun ayrılırdı.
Böylesine güleç yüzlü insanların yerlerinin boş kalması özlemimizi artırıyor. İçimden “la ğisiiiiim, özleduk sizi yav” diye haykırmak geliyor. Özledik vallahi...
Allah hepsini nur içinde yatırsın.
METİN YAZARI:RAHMETLİ HÜSEYİN YILMAZ KENDİ TABİRİYLE RİZANUN İSİYİN
Trabzon Sarıtaş yaylası Karakaban Tepesi Tırmanışı
Sevgili dostlar 30-31-01 Aralık C.tesi,günü Sarıtaş yaylasına kamp atılacaktır.Kampa katılmak isteyen Dostların aşağıda isimleri yazılan arkadaşlara isimlerini yazdırmaları gerekmektedir .Kamp 3 günlük olup pazartesinide kapsamaktadır.2 gece 2500 mt üzerinde kamp atılacak ve karakaban tepesi zirvesi denenecektir .Oldukça fırtınalı bir dağ olduğundan kış giyimine özen gösterilmesi Hedik, Baton ,kask ve gro-tex destekli ayakkabı bulundurulması gereklidir.1, gün 4-5 saatlik bir hedikli yürüyüşten sonra Sarıtaş yaylasına varıp dağ evine yerleşme veya isteyen çadır kurabilir .2, gün karakaban tepesi ve dönüş kovlagoz mincanoz üzerinden sarıtaş yaylası olacaktır. 3 günlük yiyecek alınmalı varsa ilaç vs …
Bilgi İçin:İmdat YILMAZ
0 532 202 47 50
Sadettin YAVUZ Hacdan döndü

Sevgili dostlar ,Sadettin YAVUZ kardeşimiz hayırlısı ile hac vazifesini yerine getirdi ve geldi. Allah hacılığını kabul etsin Ve allah herkese nasip etsin ama bir şeye değinmeden geçemeyeceğim.Hacca gitmeden hacı olmak lazım Hacı Sadettin haca gitmeden hacı olmuş bir kardeşimiz allah herkese bu şekilde hacılık nasip etsin .
D Ö N D Ü
Yaylaya göçmüştü yayla zamanı
Gülizar döndü de, Döndü dönmedi.
Demek ki unutmuş ahde âmânı.
Yaylacılar geri döndü, dönmedi.
YAYLALARA KOŞTUK
Sevgili Dostlar ,23-24-25 Kasım tarihlerinde Sarıtaş Arnastal Siçanyurdu Manukli Mezarluk yayla yürüyüşümüzün fotoğrafları aşağıdaki linktedir . Bakmak isteyenler linke tıklayarak bakabilirler.Giderken hava az bulutlu yer yer kar yağışlı ve rüzgarlı dönerken hava açık ve güneşli idi. 2 gece yaylamızda misafir kaldık. Ekip 4 kişi ve bir arçtan oluşuyordu. Mükerrem YAVUZ.Yusuf GÜNAYDIN,Recep KAZANCI.İmdat YILMAZ
Yürüyüşümüz 4 saatte bitti. Uzunalinin oradan başlayan yürüyüş Sarıtaşta son buldu.Sobalar yakıldı yemekler yendi muhabbet koyulaştı.Allahtan başka kimse yoktu.Yazın ortasında mangalda kül bırakmayanlar kanepede nescafe yudumluyor olsa gerek . 7 ay geldimi tam petek havasi herifleşecekler elekrik direklerini ve ev yıkacaklar sonrada bizum dedemuz gurmiş bu yaylay bizumdu diyecekler her halde bizum dedelerumuz armut toplaydi. Bizim dedeler çanakkalede trablusta allahu ekber dağlarında ,gangelde düşmanla savaşanda onlar saritaşta daşun arkasina geçmiş kendilerini ağa ilan etmiş.Şimdi onlarun torunlarıda bizi yaylaya gomamaya çalışıyor. Yemez be.....Bu ülkede demokrasi olduğu sürece yemez.Eskidendi o adam kayırmalar eden ettiğini çekecek.
neyse bu güzellikleri seyredelim.
https://picasaweb.google.com/104659042088476739692/Site#
Rahmetli İsiyinden Bir Yazı Daha
(S.1)Yeniden Merhabalar…Ne güzel Kıratlı’mızın artık bir sitesi var ve ben ikinci defa yazıyorum. İlk yazımdan sonra bu yazıda daha matrak bir şeyler yazmayı planlamıştım. Sitemizin ziyaretçilerini kahkahaya boğmayı düşünüyordum ama ne yazık kı köyümüzde ard arda gelen ölümler herkes gibi benimde moralimi bozdu, kısaca herkesin morali mayğoş. Sirttan sevgili amcam Pala Mehmet Kazancı, Çepniliden halam Remziye İnan,Abiyondan Saygıdeğer ağabeyimiz Kazim Kazancı ve Dölcek’ten saygıdeğer ağabeyimiz Faik Kazancı’nın vefatı hepimizi üzdü. Cenab-ı Rab Cemi cümlesine ve bütün geçmişlerimize rahmet eylesin. Kederli ailelere sabır dilemekten başka elimizden ne gelir ki?Hepimiz inanmışız, doğanın kanunu bu. İnsanlar doğarlar,büyürler yaşarlar ve ölürler.Önemli olan doğum ile ölüm arasında geçen zamanı iyi değerlendirmek.Bu dünyada hazır, öteki dünyaya hazırlıklı olmak lazimBen saygıdeğer hocalarımızın alanına girmeden ölen ile ölünmeyeceğini hatırlatarak gelmişimize geçmişimize Cenab-ı Allah’tan gani gani rahmet diliyorum. Çocukluğumdan bugüne hafızamda bir slayt gösterisi canlandırıyorum. Nice genç yaşta arkadaşlarımızı, babalarımızı, amcalarımızı, köy halkımızı kaybettik. Vade dolunca genç yaşlı fark etmiyor. “Hepimiz aynı hal ile hallanacak olduğumuzdan az ağrı asani ölüm Cenab-ı Allah hepimize nasip eyleye” diyor hocalarımız cenaze duasında. ”Gökten ne yağmış da yer kabul etmemiş” atasözüyle rahmet dualarımızı tekrarlayarak bu konuyu kapatmak istiyorum.



